ISPARTA SÜTÇÜLER İLÇE MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

DERSLERDE AKIŞI SAĞLAMA TEKNİKLERİ (ÖGEP)

DERSLERDE AKIŞI SAĞLAMA TEKNİKLERİ (ÖGEP)

DERSLERDE AKIŞI SAĞLAMA TEKNİKLERİ

 

      İyi planlanmış bir dersin akışı ve belirli bir ritmi vardır. Bu akış, öğrencilerdeki zaman algısını değiştirebilme gücüne sahiptir. Akış varsa öğrenciler dersin ne zaman biteceği ile değil, onlara verilen görevleri belirlenen sürede yapıp yapamayacaklarıyla ilgilenirler. Hatta zil çaldığında onlardan "A zil mi çaldı, ne kadar çabuk geçti zaman?" serzenişlerini duymanız pek ala mümkündür.

     İyi planlanmamış derslerde ise öğretmen konuyu ne kadar iyi bilirse bilsin ya da daha önce o konuyu yüzlerce kez anlatmış olursa olsun birtakım aksaklıklar yaşanır: Örneğin iş birlikli öğrenme yönteminin uygulandığı bir derste grupları belirlerken öğrenci sayılarını doğru ayarlamama gruptaki öğrencilerin bir kısmının atıl kalmasına neden olabilir. Yönergeleri net vermemek, aynı yönergeyi defalarca tüm gruplara tek tek anlatmayı gerektirebilir. Bu hem öğretmen için yorucu hem de yönerge verme işlemi bir türlü tamamlanmadığı için etkinliğin başlamasını yavaşlatan bir süreçtir. Ya da derste izleteceğiniz bir videoyu önceden bilgisayarınıza yüklemediyseniz yavaş çeken internetin azizliğine uğrayabilirsiniz.

   Yaşanan bu aksaklıklar, öğrencilerin dersin odağını kaybetmelerinden tutun da sınıf yönetimi sorunlarına kadar pek çok sorunun tetikleyicisidir. Aynı zamanda tüm bu aksaklıklar dersin akışını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu bakımdan der akışının akıcı olabilmesi için iyi bir planlamaya ve çeşitli teknikleri kullanmaya ihtiyaç vardır. İyi bir ders akışı için iyi bir planlama yapmak gerekir bu planlama da şu sorularla başlar:

·         Öğrencilerin ne öğrenmelerini istiyorum?

·         Öğrencilerin bu bilgiye nasıl ulaşmalarını istiyorum?

·         Öğrenmeye ne engel olabilir?

·         Öğrenme sürecinin bozulmasını engellemek için bana ne yardım edebilir?

·         Öğrenme akışını nasıl tasarımlayacağım? (merak uyandırma, ilgiyi odaklama, öğrenme deneyimi, deneyimin paylaşımı)

·         Zamanlama nasıl olacak? Tahmini olarak neye ne kadar zaman ayıracağım?

·         Farklılaştırılmış öğretim için fırsatlar var mı ve bunu nasıl değerlendirebilirim?

·         Bu planı, yeniden uygulayacak olsam neyi/ neleri farklı yaparım?  bu planlamada kullanılması gereken bazı teknikler vardır. Bunlardan biri Joseph Cornell tarafından geliştirilen öğrenme akışıdır.

Öğrenme Akışının Dört Aşaması

   Öğrenme akışı, eğitimci yazar Joseph Cornell tarafından geliştirilmiş dört aşamalı bir süreçtir. Bütün sınıfın enerjisini kullanarak çalışmanın basit ve etkili yoludur. 

  Öğrenme akışı, öğrencilerin ilgisini dersin en başından itibaren yakalamanıza ve sürdürmenize yardımcı olur. Böylelikle sınıf içindeki disiplin problemlerinin azaltılmasına veya tamamen ortadan kaldırılmasına olanak sağlar. Dört aşamadan oluşan bu süreç, bütün derslerin planlama ve uygulama adımlarına uyarlanabilir.

 

Öğrenme akışında dört aşama şöyle sıralanır:

Aşama 1: Merak Uyandırma

Öğrencilerin, öğrenmeye ilgi duymalarını sağlama ve dikkatlerini artırma

Aşama 2: İlgiyi Odaklama

Öğrencilerin, dikkatini işlenecek konuya/içeriğe odaklama

Aşama 3: Öğrenme Deneyimi

Öğrencilerin, işlenecek konuyu/içeriği derinlemesine deneyimlemesini sağlama

Aşama 4: Deneyimin Paylaşımı

Öğrencilere, öğrendiklerini anlamlı bir şekilde ifade etme/yansıtma fırsatı sağlama

 Aşağıda öğrenme akışının her aşaması için örnek etkinlikler bulunmaktadır.

Merak Uyandırma

  • Kısa ve ilgi çekici video izleme
  • Beyin fırtınası yapma
  • Sınıf dışında gerçekleştirilebilecek etkinlik yapma
  • Enerjik, neşeli bir müzik dinleme
  • Jimnastik yapma (bedensel etkinlikler yapma)
  • Sınırları zorlayan (iddialı) bir çalışma yapma (Örneğin; "İki dakika içinde konu ile ilgili kaç tane anahtar kelime bulabilirsiniz?" gibi)
  • Ebelemece veya başka bir hareketli oyun oynama
  • Bir kostüm giyme
  • Döngü şeklinde, ritimle alkışlama
  • Sınıfa alışılmadık bir nesne getirme
  • Hareketli oyunlar için malzeme kullanma (Örneğin: tenis topları, balonlar, birim küpler, atlama ipleri gibi)
  • Grupları oluştururken alışılmadık bir şekilde sıraya girme (Örneğin: öğrencilerin doğdukları ayın ilk harfine göre sıralama oluşturulması)
  • Bir tahmin oyunu oynama

İlgiyi Odaklama

  • Beyin fırtınası yapma
  • Kısa, ilgi çekici video izleme
  • Bir eşleştirme oyunu oynama
  • Bir tanımlama ve gözlem çalışması yapma
  • Denge hareketleri yapma
  • Zihinden matematik problemleri çözme
  • Sessiz yapılan yarışmalar düzenleme
  • Pandomim, lideri takip etme veya işaret dili gibi vücut hareketlerini taklit etme etkinlikleri
  • Kartlar, tenis topları, balonlar, birim küpler, atlama ipleri gibi malzemeler kullanarak gerçekleştirilen etkinlikler yapma
  • Havaya yazı yazma
  • Alışılmadık bir şekilde (şarkı söyleyerek) sunulan yönergeleri dinleme
  • Belirli bir zaman içerisinde bir çalışma yapma
  • Gözünde canlandırma veya hayal kurma çalışması yapma
  • Bir yapbozu tamamlama
  • Zihin haritası yapma

 

Öğrenme Deneyimi

  • Resim yapma
  • Kitaptan bir bölüm okuma ve gruplar halinde tartışma
  • Çalışma arkadaşıyla birlikte fen deneyi yürütme
  • Bir misafir konuşmacıyı dinleme
  • Belli bir konu üzerinde bağımsız bir şekilde araştırma yapma
  • Üç sınıf arkadaşıyla beraber bir maket tasarlama ve yapma
  • Bir sınıf toplantısı yapma
  • Grup halinde küçük skeçler yazıp, oynama
  • Tartışmalı bir konuyu tüm sınıfla beraber tartışma
  • Bir şarkı öğrenme
  • Bir çalışma kâğıdını tamamlama
  • Oyun hamurundan heykel yapma
  • Sorun çözme uygulaması yapma

Deneyimin Paylaşımı

  • Bir şiir yazma
  • Bir resim, heykel, poster veya başka görsel sergi ürünleri üretme
  • Günlük yazma
  • Araştırma raporu yazma
  • Bir dans veya kısa oyun sergileme
  • Bir dinletide yer alma
  • Bir tanıtım yapma
  • Bir ödevin yanıtlarını paylaşma
  • Bir konuşma yapma
  • Bir canlandırma yapma
  • Cevapları kontrol etme ve sonuçları paylaşma
  • Bir akranına veya daha küçük bir öğrenciye ders verme
  • Okulda bilim fuarı düzenleme

Ders akışını sağlamada etkili olan durumlardan biri  de dersin içeriğine, öğrencinin seviyesine ve fiziksel şartlara uygun yöntem ve teknikleri kullanmaktır. Eğitimde kullandığımız yöntem teknikler ise şunlardır:

1) Anlatım (Takrir, Sunma) metodu

"Şayet eğitimin amacı sadece bir konuda veya alanda bilgi sahibi kılmaksa... takrir metodunu kullanmak tartışma metodunu kullanmaktan çok daha iyidir. Yok eğer, eğitimin amacı problem çözümleyecek nitelikte bazı yetenek ve hünerlerin geliştirilmesi ise, o takdirde en yetersiz sınıf tartışması bile bir çok takrirden daha üstündür." B.Bloom

Eğitim tarihinde ve günümüzde en yaygın ve en çok kullanılan, ve aynı zamanda "en eski" niteliğini de taşıyabilecek bir öğretim metodudur. Dolayısıyla, geleneksel bir metoddur. Bu metod, bugün de genellikle sosyal bilimler alanında ağırlıklı olmak üzere, sözlü anlatım gerektiren hemen bütün eğitim-öğretim faaliyetlerinde kullanılmaktadır. Bilgi düzeyindeki davranışların kazandırılmasında çok etkili olan bu metod, aynı anda çok sayıda kişiye hitap edilebilmesi dolayısıyla da avantajlıdır.

 

 

 

2) Soru-cevap metodu

   Soru sormak her türlü öğrenmenin başıdır. Kafasında herhangi bir konu hakkında soru oluşturan kişi, artık meselenin farkına varmış, onun çözüm yolunu aramaya başlamış demektir. Ona, rasyonel ve bilimsel yolla soruya cevap arama yolu öğretilirse, o problemi güzel bir metodla çözebilecek demektir.  Soru, her zaman öğretimdeki temel iletişim araçlarından biri olmuştur. Soru-cevap metodu, başka metodların içinde ara sıra kullanılan soru-cevap tekniğinden ayrı; dersi baştan sona soru-cevap tarzında işleme demektir.

 

3) Tartışma (discussion) metodu

 

   Tartışma, iki veya daha çok kimsenin herhangi bir konuyu karşılıklı konuşarak, birbirini dinleyerek, eleştirerek, gerektiğinde sorular sorarak incelemesine dayanan bir öğretim yöntemidir. Tartışma, bir öğretim metodu olarak tarihte çeşitli dönemlerde çeşitli öğreticiler tarafından başarıyla kullanılmış, hattâ eğitim tarihinde bu metodun öğretisi bile yapılmıştır.

    Günümüzde , gerek eğitim içinde öğrencinin faaliyetlerine ve görüşlerine yer verilmesini isteyen akımlar gerekse toplumsal yönetim alanında çoğulcu demokratik yapılar egemen olduğu için, çocukların daha okulda iken tartışma yoluyla görüşlerini karşı tarafa kabul ettirmeye alıştırılması önem kazanmıştır. Çağımızın kitle iletişim araçları ve özellikle televizyon vasıtasıyla birkaç kişinin katıldığı küçük grup tartışmalarından büyük grup tartışmalarına ("açık oturum", "meclis" gibi adlarla) rastlanmaktadır. Bu yayınlar da tartışma metodu ile ders yapmayı teşvik etmektedir.

4) Problem çözme metodu

   Tabiat içinde insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerin başında, onun karşılaştığı problemleri akıl, bilgi ve tecrübelerini kullanarak çözebilmesi gelir. Tarihin her devrinde, her coğrafyada insanlar karşılaştıkları problemleri kendilerine has yöntemlerle iyi veya kötü çözmüşlerdir. Problemler ve insanlarda onu çözme gücü olmasa, insan uygarlığı olmazdı. İnsan topluluklarının karşılaştıkları problemleri çözme biçimlerine "kültür" denmiştir. İnsanlar bazen problemi kendi metodlarıyla çözmeye çalışırken, bazen de başka toplum ve insanların çözüm biçimlerini benimseyip uygulamaya başlamışlardır. Bu nedenle, bütün insan toplumları arasında bir kültür yayılması ve buna bağlı olarak bir kültür değişmesi her dönemde var olagelmiştir.İnsan, hayatta karşılaşacağı problemleri soğukkanlı olarak karşılamalı; azim ve cesaretle, bilimsel metod ve teknikler kullanarak onları çözmeye çalışmalıdır. Bu nedenle okullarda, hemen her dersteki konular, problem çözme metoduna uygun olarak, problem çöze çöze anlatılmalı; öğrencilere problem çözme metod ve teknikleri öğretilmelidir.

   Öğrenci, tabiattaki ve sosyal hayattaki problemleri algılayabilmelidir. Problemlerin farkına varmayan kişinin onun üzerinde düşünmesi ve çözümler üretmesi mümkün değildir. Öğrenciye, problemleri buldurma alıştırmaları yaptırmalıdır. Meselâ, trafikteki problemler, çevre kirlenmesi problemleri, öğrencilerin okuldaki problemleri, gençlik problemleri v.s. üzerinde sık sık taramalar yaptırılmalıdır.

Bu yöntemlerle birlikte beyin fırtınası, drama, rol yapma, benzetim, grup çalışmaları, mikro öğretim gibi teknikler de ders akış biçimini olumlu yönde etkilemektedir.

 

   Çağımızın teknoloji çağı olması nedeniyle derslerde teknolojik araçlar kullanılmakta bu durum öğrencinin dikkatini çekmekte ve ders akışının olumlu olmasını sağlamaktadır. Teknolojide kullanılan unsurlardan biri de Eba'dır. Eba üzerinden ders akışı oluşturularak derslerin daha verimli geçmesi sağlanabilir. Eba üzerinden içerik yönetim sisteminde yer alan konular etkinlikler materyal bölümleri uygun olarak tasarlandıktan sonra ders anlatımında kullanılabilir.

   Dersin akışını bozan durumlara karşı önlem almak ders akışını olumlu etkiler. Bunun için öncelikle istenmeyen davranışları önlemek gerekir.

    İSTENMEYEN DAVRANIŞLARIN NEDENLERİ

A. İstenmeyen Davranışların Sınıf İçi Nedenleri

1-Sınıfın fiziksel düzenlemesi

2-Sınıfın yapısı

3-Öğretmenin özelliği

4-Öğrencilerin özellikleri

5-Öğrencilerin bir birleriyle olma ilişkileri

6-Eğitim programları

B. İstenmeyen Davranışların Sınıf Dışı Nedenleri

1-Öğrencinin aile ortamı

2-Öğrencinin yaşantı çevresi

3-Öğrencinin yetiştiği kültürel ortam

4-Okul yönetiminin demokratik bir okul ortamını oluşturamaması

5-Okul yerleşim düzeni

6-Etkili bir veli okul - öğretmen ilişkisinin sağlanamaması

7-Öğretim için gerekli kaynak ve araçların yokluğu

8-Etkili bir rehberlik hizmetinin sunulamaması

İSTENMEYEN DAVRANIŞLARIN ÖNLENMESİNE YÖNELİK YAKLAŞIMLAR

1. İnsancıl Yaklaşım

Genel olarak bu yaklaşımın temelinde insanın doğru yapacağına inanmak ve güvenmek vardır (Kaya 2002:178). Öğrencinin iyi niyetli ve güvenilir olduğunu, kendini kontrol etmesi gerektiğini ve uygun bir fırsat  verildiğinde bunu yapabileceğini varsayar (Başar 1999:161). Eğer insan yanlış yapıyorsa bunu düzeltmek için dış etkenlerden  çok insanın iç dünyasındaki anlayış ve kavrayışı uyandırarak kendi kendine doğruya ulaşmasını sağlanmalıdır. Bu yaklaşıma göre öğrencini sınıf ortamında istenmeyen davranışta bulunmaları durumunda öğretmen şunları yapar:

 

  • Öğrencileri dikkatli bir biçimde dinler
  • Öğrencilerle kendi duygu ve düşüncelerini paylaşır
  • Kesin bir ifadeyle istenmeyen davranış hakkında düşüncelerini  ortaya koyar (Kaya 2002:178).

 

2. Pazarlık yaklaşımı

Bu yaklaşımın temelini "herşeyin bir bedeli vardır" anlayışı oluşturur. Öğrenci istenmeyen bir davranışta bulunursa bunun sorumluluğunu almak ve sonucuna katlanmak zorundadır. Öğretmen sınıftaki istenmeyen davranışları değiştirmek ve düzeltmekle görevlidir (Kaya 2002:178). Öğretmen gerektiginde güç kullanarak öğrenci davranışını şekillendirir.

3. Davranışların Düzeltilmesi Yaklaşımı

Davranışları düzeltme yaklaşımının temelinde davranışçı psikolojinin ilkelerinin sınıfta istenmeyen davranışların düzeltilmesinde kullanılmasına dayanır. Bu yaklaşım, davranışların kontrol altına alınmasının doğuracağı olumsuz  sonuçların önlenmesine dikkat çekmektedir. İstenmeyen davranışların oluşmasına göre farklı stratejiler uygulanmaktadır. Bunlar sorun davranışı gözlemlemek, pekiştireç vermek, söndürmek, öğrencilerle anlaşmak, yaklaşık istendik davranışı kabul etmek ve derse dönmektir (Kaya 2002:178).

İSTENMEYEN DAVRANIŞLARA KARŞI ÖNLEMLER

1.       Görmezden Gelmek

Görmezden gelmek hatalı davranışın farkında oldugunu arşı tarafa esnek bir iletişim diliyle yansıtabilme ustalığının anlatımıdır. Ancak dikkatli kullanılmadığında görmezden gelme yönteminin ciddi sorunlara neden olması mümkündür (Aydın 2000:158.159).

 

2.Uyarma

İstenmeyen davranışa karşı öğretmenin beklemeden uyarma eğlemine geçmesi önerilmektedir. Aksi halde yanlış davranış sürer. Öğrenci öğretmenin gördüğü halde harekete geçmediğini görürse bundan onay ve cesaret alabilir.Yanlış davranışların vaktinde  görülmesi öğretmenin sınıftan haberdar olduğunu gösterir. (Başar 1999:166).

 

 

 

3.Göz Teması

Öğretmen istenmeyen davranışı sergileyen öğrenciyle göz teması sağlayarak öğrencinin yaptığı davranışın farkında olduğunu ve bu davranışını onaylamadığını göstermesidir. Göz teması sonucunda öğrencinin istenmeyen davranışı bırakması umulur. Öğrencinin yaptığı istenmeyen davranışı yalnızca  öğretmen fark  etmiş olabilir ve sınıfın olayın farkına varmasını engellemek için yalnızca göz teması kullanılır. Ara sıra öğretmenlerimiz o  anda müdahale etmeden dersin sonunda konuşmayı tercih etmektedirler. Bu durum sakıncalıdır. Çünkü diğer öğrenciler sorunun farkına vardıklarında istenmeyen sonuçlar ve yorumlar çıkarabilirler (Kaya 2002:183).

4.Sözlü Uyarı

Öğretmen istenmeyen davranışla karşılaştığında bu davranışı yapan öğrenciyle bire bir iletişimden çok, duruma genel olarak müdahale edebilir. Örneğin: "Sağ köşe, Sol köşe, Arka taraf neler oluyor." gibi sınıfın tümüne istenemeyen davranışı onaylamadığı söylenebilir (Kaya 2002:184).

Sözel uyarılar farklı anlam ve duygu taşıyan bir sesle yapılmalı ve yumuşak olmalıdır. Kabul edilmeyenin öğrenci değil, davranışı olduğu belirtilmelidir. Öğrencinin, halen daha değerli ve saygıya değer olduğu vücut diliyle kendine iletilmelidir (Başar 1999:168).

5.Soru Sorma

Öğretmen istenmeyen davranışı gösteren öğrenciye soru sorabilir. Bu sorular dersle ilgili olabileceği gibi o andaki öğrencinin sorunuyla da ilgili olabilir Örneğin: "Niçin dersi dinlemiyorsun, neden arkadaşlarınla sürekli konuşuyorsun...? vb " gibi sorular duruma göre çoğaltılarak öğrenciye sorulabilir. Bir başka yöntemde  öğretmenin yaptığı eylemle ilgili soru sorarak istenmeyen davranış hakkında sınıfı haberdar etmesidir. Böylece öğrencinin yapmış olduğu davranışın bütün sınıfın farkına varması sağlanarak tekrar edilmesi önlenmiş olur (Kaya 2002:184).

6. Doğru Davranışı Gösterme

Öğretmen sözlü uyarı yapmadan önce istenmeyen davranışı yapan öğrencinin yanına yaklaşır ve öğrencinin derse dönmesini sağlar. Örneğin: Öğretmen elinde dergi, gazete, ya da farklı bir kitap okuyan öğrencinin yanına gelerek onları masanın içerisine koyar. Bir başka örnek ise öğretmen masayı karalayan bir öğrencinin yanına gelip elindeki kalemi alıp masanın üzerine koyar (Kaya 2002:185).

7. Umursamama

Ara sıra öğrenciler yalnızca öğretmenin dikkatini çekmek için istenmeyen davranışı gösterir. Öğretmenin istenmeyen davranışı gösteren öğrencilerle  ilgilenmemesi ve istendik davranışı gösterenlerle ilgilenmesi öğrencilerin istenmeyen davranışları bırakmasını sağlayabilir (Kaya 2002:185).

 

 

Öğretmen sınıftaki bazı öğrencilerin sürekli ayakta dolaştıklarını ve bu sorunu bir türlü çözemediklerini anlatıyor. Öğretmenin değişik stratejiler denemesine karşılık bu öğrenciler istenmeyen davranışlarından vazgeçmiyor. Belli bir süre sonra öğretmen stratejini değiştirip ayakta dolaşan öğrencilerle hiç bir şekilde iletişime geçmiyor ve onları umursamıyor. Yalnızca yerinde oturan öğrencilerle muhatap oluyor. Öğretmenin kararlı tutumu karşısında öğrenciler sınıfta gezme davranışından vazgeçiyor (Kaya 2002:185).

8. Fiziksel Müdahale

Öğretmenin istenmeyen davranış da bulunan öğrencinin yeri ve ortamının değiştirmesidir. Örneğin: Öğretmen ders anlatırken arka sıradaki iki öğrenci kendi aralarında sürekli olarak konuşuyor. Öğretmen bunların ayrı yerlere oturmalarını isteyebilir ya da birini öne çıkarabilir. Bazı öğretmenler bu durumda öğrenciyi dışarıya çıkarmaktadır ancak öğrenciyi dışarıya atmakla ödüllendirmiş oluruz. İlk ve orta öğretimde öğrencilerin dışarıya çıkarılması yasaktır ve öğretmen bunu yapmadığında idari soruşturma karşı karşıya kalabilir (Kaya 2002:186).

9. Derste Değişiklik Yapmak

İstenmeyen davranış derse ilginin azaldığını ve dersten kopulduğunu gösterir. Ders öğrenci için ilginç olmaktan çıkmıştır. Öğretmenin sınıfı ilginç bir yer yapması gerekir. Dersin düzeni, akış hızı ve yönetsel başarıyla ilgili kararsızlık ve gecikme ders dışı davranışları artırır. Böyle durumlarda ortam, yöntem  ve öğretmen davranışlarının bir kaçında değişiklik yapmak gerekir. Sorunları sınıf etkinliğine katılmayan öğrenciler yaratır ve diğerlerini de etkinliklerden koparabilir. Bu durumda istenmeyen davranışın nedenini ortadan kaldırmak, o öğrencileri sınıf etkinliğine katıcı düzenlemelere baş vurmak gerekir. Sorun şiddetlenmiş ders ikinci plana itilmiş, duygu mantığın yerine geçmişse derse bir süre ara vermek gerekir. Ara vermek, sürdürülen etkinliğe ara verip başka uğraşa geçme olabileceği gibi dersi kesip "beş dakika sonra sınıfa geliriz şimdi biraz dışarı çıkıp hava alalım "denip sınıf dışına çıkarmada olabilir (Başar 1999:169).

10. Sorumluluk Verme

Yapılacak bir iş olmadığını düşünen veya işi ona ilginç gelmeyen öğrencinin istenmeyen davranışa yönelmesi doğaldır. Bu durumda ona bir iş vermek işini ilginç olanla değiştirmek yararlı olur. Bunun için öğrenci iyi tanınmalıdır. Özet çıkarma, rapor yazma, kayıt tutma, dersteki sunu surasını yazıp sırası geleni duyurma, araç getirip götürme, karatma ve aydınlatma görevi, kura çektirme gibi sınıf içi yapılabilecek eğitsel kol ve etkinliklerde daha geniş seçeneklerle, öğrencinin işe yöneltilerek istenmeyen davranışı değiştirmede kullanılabilir. Ödev ve görev verme en az karşı gelinen davranışlardandır. Öğrenci bu verilenleri yaparak arkadaşları arasında üstünlük ve beğeni kazanabilir. Yalnız ödevin ceza olarak algılanmamasına dikkat edilmelidir. Görev ve ödev yoluyla verilen sorumluluklar, öğrencinin  kendi davranışını kontrol sorumluluğunu üstlenmesine yardım etmelidir.

  Ders akışını bozan davranışları düzeltmek dersin işlenişini kolaylaştıracak sınıf atmosferine olumlu katkılar sağlayacaktır.

27-11-201927-11-201927-11-2019

Yukarı Mahalle Atatürk Caddesi No 56 Sütçüler / ISPARTA - 02463512082

MEB © - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik, Kullanım ve Telif Hakları bildiriminde belirtilen kurallar çerçevesinde hizmet sunulmaktadır.